Kentsel dönüşüm mağdurlarını kitaba taşıma düşüncesi nasıl oluştu?
İlk olarak 2010 yılında Metropol Sürgünleri adlı kitabımı çıkartmıştım… Ama bu kurgusal bir süreç değildi. Yıkım gerçeği çocukluğumdan bu yana içime işlemiş bir meseleydi… İlk yıkım deneyimini 9 yaşında yaşayan biri olarak bugün bu meseleyi ele almam tesadüf değil… Küçük Armutlu’da yaşadım ve her gün yıkım tehdidiyle karşılaşıyorduk, korku, barınma sorunu vs vs… Ama bu kez Armutlu dışına çıkıp barınma sorunun çeşitli boyutlarına bakmaya karar verdim… Evet, Türkiye’de bu kentin asıl sahiplerine, yoksullara yer yokmuş!
BELEDİYELER SINIFTA KALDI
Türkiye’nin farklı yerlerinde kentsel dönüşüm mağdurlarının hikâyeleri hepsi bir birine benziyor. Bazılarında yoksulluk, bazılarında yoksulluk ve savaşın mağduriyeti var. Bu durum için neler diyeceksiniz?
Ankara, İzmir, İstanbul, Diyarbakır, Mardin, Van… Yapısal olarak farklı kentler ama ortak bir sorun var; barınma! Ortak bir dert var; yoksulluk! Yoksul mahallelerde dolaştım, kentin arka sokaklarında insan hikâyesinin peşine düştüm, peşine düştüğüm her bir hikâyede bu ortak sorunların daha da derinleştiğini ve bireyselleştiğini gördüm! Diyarbakır ne kadar yoksulsa savaşın izi de o kadar hakim o sokaklara! Bir yandan yoksullukla bir yandan da savaşla mücadele ediliyor o kentte ama barınma sorunu ikinci planda… Bu benim için üzücüydü! Barınma sorunu yani kentsel dönüşüm hiç konuşulmuyor ama Suriçi kentsel dönüşümle boşaltılmış! Mağdur olanlar dile getiriyor… O yüzden mesele siyasi partiler değil, hangi parti olursa olsun kentsel dönüşüm rant sağlıyorsa o rantın peşine düşülüyor…Kaldı ki Diyarbakır özelinde ikinci sürgünü yaşıyor! Zorunlu göçle Suriçi’ne yerleşenler bugün başka bir sürgünle daha tanışmış, bu sürgünlüğü görmezden gelen belediyeler sorunu çözme konusunda zaten sınıfta kalmışlar.
Kentsel dönüşümlerin olduğu yerlerde yaptığınız görüşmelerde AKP, CHP ve o dönem BDP olan şimdi DBP’nin yönetimlerde olduğu belediyeler var. Buna dair düşüncelerini söyler misiniz?
Az önce Diyarbakır için söylediklerim çok somut… Diyarbakır’da güçlü bir belediye var ama bu belediye tıpkı AKP gibi rant alanı yüksek olan Suriçi’ne kentsel dönüşüm getirmiş! TOKİ ile de anlaşarak üstelik…Dönemin Belediye Başkanı Osman Baydemir yapmış bunu. Kendisiyle de görüşmeyi çok istedim ama olmadı… Gültan Kışanak’ta kentsel dönüşümle ilgili konuşmak istemediğini söyledi… Biz her şeyi AKP üzerinden okurken İzmir’de de CHP Kadifekale’yi boşaltmıştı. O yüzden hepimizin bunda payı var. Oturup düşüneceğiz!
SORUNLARI ORTAKLAŞTIRMAK VE MÜCADELE ETMEK ÖNEMLİ
Kitabınızda dikkat çeken diğer bir başlık ise kentsel dönüşüme karşı tepki olarak gördüğünüz Gezi direnişinde yaşamlarını kaybedenlerin aileleriyle görüştünüz. Bu görüşmelere dair neler söylemek istersiniz?
Gezi direnişini elbette kentsel dönüşümle bağdaştırıyorum… Bu bir kent ayaklanmasıdır. Mahalleme dokunma yazlarını görmüşsünüzdür pek çok kentin sokaklarında… O sorunu yaşayan halk zaten sokağına, ağacına, evine sahip çıkıyordu. Bu kez başka bir şey oldu! Kentin meydanları demek kentin kalbi demek ya; işte o zaman sorun ortaklaştı! O meydanlar sadece yoksulun değil herkesin meydanıydı, orta sınıfın, Türk’ün Kürt’ün, Alevi’nin, Roman’ın, Çerkez’in vs vs… Ve ne yazık ki o meydanlarda mücadele eden barikatta olan yoksullardı, kentsel dönüşüm mahallerinde yaşayan gencecik insanlardı. Yaşamını yitiren 8 kişiye bakın, Armutlu, 1 Mayıs, Mamak gibi yoksul mahallelerde oturanlar. Bugün Etiler Armutlu’yu anladıysa Hasan Ferit sayesindedir, Gezi sayesindedir, bugün Etiler mahallerine alışveriş merkezi yaptırmamak için direniyorsa Gezi direnişi sayesindedir… Farkındalık önemli, sorunları ortaklaştırmak ve buradan hareketle mücadele etmek önemli. Partilerle değil, halkın kendi gücü bu duruma karşı gelecektir. Hangi siyasi parti halkın çıkarı için mücadele ediyor ki ben göremiyorum, biz mevcut sistemden medet umarsak daha çok öleceğiz… Şerif Karataş - Evrensel
ajansFİKİRTEPE / Fikirtepe Haber





