Danıştay 6. Dairesi Başbakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açılan davada İzmir'in Karabağlar İlçesi Uzundere Mahallesi'nde kentsel dönüşümde kullanılacak 400 dönüme yakın alan için alınan acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurdu. Danıştay acele kamulaştırma yönteminin hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde kullanılamayacağına ve ayrıca mevcut imar planlarıyla çeliştiğini karar verdi.
Gerçek Gündem'in haberine göre, İzmir'in Karabağlar ilçesi'nde Bakanlar Kurulu tarafından riskli alan edilen 540 hektarlık bölgede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları hak sahipleriyle olan anlaşmazlıkların ardından bu kez de Danıştay'ın verdiği bir kararla sekteye uğradı. Kentsel dönüşüm kapsamında evleri boşaltılacak olan hak sahipleri için konutların yapılmasının düşünüldüğü Uzundere Mahallesi'nde imar planlarında "Ağaçlandırılacak alan ve jeolojik sakıncalı alan", "Yapı yasağı olan bölge" sınırlarında kalan 400 dönüme yakın boş arazi için yapılan aceli kamulaştırma işleminin yürütmesi arazi sahiplerinin açtığı davalar sonucu durduruldu. Balçova Arsa Mağdurları Derneği'ninde avukatı olan Mustafa Kemal Turan, Uzundere'de kendisinin avukatlığını yaptığı 26 ayrı davada bu kararın çıktığını, başkalarının da açtığı davalar olduğunu belirtti.
Başbakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açılan davalarda Danıştay 6. Dairesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri ile anlaşma sağlanamaması halinde geçerli olacak bir kamulaştırma yetkisinin 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanları Dönüştürülmesi Hakkı'nda Kanun'la verildiğini ancak Uzundere'de tapu kayıtlarına göre tarla vasfında olan ve üzerinde yapılaşma olmayan alanlarda bu yasa maddenisin uygulanamayacağı tespitini yaptı.
Olağan kamulaştırma işleminin Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı tarafından güvence altına alınan mülkiyet hakkının istisnası olduğuna dikkat çeken Danıştay 6. Dairesi olağan kamulaştırma işleminin istisnası olarak Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde belirtilen ve uygulanması sıkı şartlara bağlanan acele kamulaştırma yönteminin, hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde geniş yorumlanamayacağını belirtti.
Ayrıca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetlleri Genel Müdürlüğü'nün acele kamulaştırma yapılan bu alanların riskli alan ilan edilen kaçak ve afet riski taşıyan yapılaşmanın tasfiye edilerek yeni yaşam alanları oluşturalmasının hedeflendiğini bildirdiğini belirten Danıştay 6. Dairesi, uyuşmazlık konusu parsellerin mevcut imar planlarında "Yapı yasağı olan bölge", "Ağaçlandırılacak Alan ve Jeolojik Sakıncalı Alan" olduğuna dikkat çekti. Danıştay "Bu durumda dava kunusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu parseller özelinde yürürlükteki imar planları ile çeliştiğinin görüldüğü tüm bu nedenlerden ötürü, dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır" kararını verdi.
Avukat Mustafa Kemal Turan, Bakanlık'ın henüz bölge için bir imar planı yapmadığını, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen bölge nedeniyle yanıbaşlarındaki arazilerin sahiplerine rant sağlanmak istendiğini önesürdü. Turan "Acele kamulaştırma adı altında yapılan işlemlerle kamu düzeni zarar görmekte ve adalet terazisi zarar görmektedir" dedi. Danıştay'ın kararının ardından bölgedeki kentsel dönüşüm projesine nasıl ön hazırlıkları yapılmadan, plansız başlandığının ortaya çıktığını belirten Turan, bölgedeki hak sahiplerinin kamulaştırma mağduru olmaktan kurtulduğunu söyledi. Gerçek Gündem
ajansFİKİRTEOE / Fikirtepe Haber







Hayırlı olsun olması gereken olmuş.