.jpg)
Fikentder Yönetiminden yapılan açıklamada Dumankaya gibi İnşaat sektörünün önde gelen bir firması bile Fikirtepe'de yüzde 55 gibi bir oranla iki yıldır imza toplamaya çalışırken CC Yapı sanki lütufmuş gibi vatandaşa yaptığı teklifi yüzde 53 ten 55 e çıkarttıklarını reklam haber yöntemiyle kamuoyuna sunması hiçte hoş değil, kınıyoruz.

CC Yapı'nın sunduğu ''REKOR KİRA '' açıklaması neye göre rekor !?
Fikirtepe dönşümde , malum yıkılacak diye zaten değerinin altında kiralara verilmeye çalışılıyor. Ancak, Mandıra Caddesinin altında veya Fikirtepe'nin çevresinde değil 1300 - 1500 TL , neredeyse 2000 TL'den aşağı kiralık daire bulmak çok zor !!!
Fikirtepedeki firmalarla içli dışlı olan ve Firmalara danışmanlık - müşavirlik hizmeti sunan Mutlu Müşavirliğin de ortak olduğu İmarpanosunda firmaların övülerek vatandaşa keyfi reklam kokan haberler yaptırılmasını doğru bulmuyoruz.

Fikirtepe'de CC Yapı gerçekten vatandaşlara hakkı olan kira ödemesini yaptığını düşünüyor mu , yoksa kendi sınırlarını mı zorluyor ?
Fikirtepeye giren bir çok firmanın mali yapısının Fikirtepe'yi kalkındıracak güce sahip olmaması sonucu, maalesef anlaşma yüzde oranları kadar , kira oranlarının da çok düşük rakamlarda sınırlı kalmasına sebep olmakta. Çevre şartlara göre komik rakamlarda kalan kira ödemelerinin aksaması bir tarafa, Fikirtepede gücü yetmediği için iflas ertelemelere kadar gidilebilen örnek vakıalar zaten ortada ...
KİRALAR GÜNCELLENEREK ÇEVRE ŞARTLARA GÖRE UYARLANMALI
Fikentder Derneği konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, Fikirtepe'de CC Yapı başta olmak üzere tüm firmaların kira oranlarını güncelleyerek çevre şartlara göre vatandaşlara ödeme yapmaları gerektiğini aksi takdirde tüm vatandaşların tüketici mahkemeleri aracılığıyla, henüz işe başlanmamış ve yapılan plan notları değişiklikleri ile miadı çoktan dolmuş sözleşmeler sonucu uğranılan maddi ve manevi zararlara karşılık tazminatlarında talep edilerek geçersiz kılınabileceğini veya düzelttirilebileceğini belirtti.
FİKENDER DERNEĞİ SORUYOR ÖN TALEP ADI ALTINDA BİLE OLSA DAİRE METRE KARE SATIŞ FİYATLARI UÇUŞTAYKEN KİRALAR NEDEN YATIŞTA KALIYOR !?
Fikentder Derneği, CC Yapı'nın neredeyse üç yıldır vatandaşın aklıyla dalga geçer gibi yapılan bu reklamvari '' REKOR KİRA '' haberi üzerine bu kira oranı yüzünden mi imzaları almayarak, imza atan vatandaşları mağdur ettiğini sormakta. Fikentder CC Yapı'nin basiretli ve dürüst tacir olarak çevre kira şartlarını araştırmasını tavsiye ederek, Fikirtepe haricinde hangi yakın çevrede Fikirtepe kentsel dönüşüm bölgesinde anlaştığı şartlarla anlaşma yapıp yapamayacağını da merak ettiklerini belirtiyor ...

Türk Ticaret Kanununa göre basiretli tacir özetle '' Tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket mükellefiyeti onun hüsnüniyetli davranmasını da gerektirir. Gerek subjektif hüsnüniyet kaidelerinin ve gerekse objektif hüsnüniyet kaidelerinin tacirlerin tüm muamelelerinde uygulanması Medeni Kanun gereğidir. Ancak tacirler özel ilişkilerinde hüsnüniyet kaidelerine riayetle yetinebildikleri halde, ticari mahiyetteki faaliyetlerinde bu kaidelerin yanında basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek de zorundadır. Yani basiretli bir işadamı gibi hakeret etme mükellefiyeti tacire, tüm hüsnüniyet kaidelerine riayet etmekten daha da fazla bir dikkat, ihtimam ve özen gösterme borcu yanında tedbirli olma borcunu da yüklemektedir.'' denilmektedir.
Fikentder Derneği Başta CC Yapı olmak üzere Fikirtepedeki tüm firmaları Türk Ticaret Kanununda ve özetke hem yukarıda bahsi geçen ve aşağıda da bazı kısımlarını yayınladığımız tanımlara uymaya ve riayet etmeye davet ederek, bu doğrultuda kendilerini basiretli tacir olarak görüp kendilerine imza atan vatandaşların haklarının hakkaniyet ve kanun namına verilmesini talep ediyor...
Şeffaf ve tarafsız gazetecilik ilkesi gereği FİKİRTEPEHABER.com haber sitesi olarak CC Yapı'dan konuya ilişkin gelecek tüm yanıtları buradan sizlerle paylaşacağız ...
_________________________________________________
Türk Ticaret Kanununa göre Birinci sınıf tacir dürüstlüğü ve özelliği ;
a) Genel Olarak Basiretli İş Adamı Kavramı
TTK.md.20/2 hükmüne göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi şarttır.
....
Basiretli iş adamı gibi hareket etmenin bir özel halini Ticaret Kanunu ayrıca hükme bağlanmıştır. Mukavelelere konan cezai şartların fahiş olması halinde tacir olmayan şahıslar; hakimden bunun indirilmesini istiyebildikleri halde, eğer borçlu tacir ise böyle bir talepte bulunamaz. Çünkü, tacir mukaveleyi yaparken basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Bu zorunluluk onun her türlü ihtimali düşünmesini, bu arada cezai şartın neticelerini takdir etmesini gerektirir.
TTK.md.21 hükmüne göre,
Başka bir ifade ile basiretli bir iş adamı gibi hareket mükellefiyeti tacirin işletme konusu ile sınırlandırılmış olmayıp, yaptığı tüm ticari işleri içine almaktadır. Tacir bu ticari işlerinde, mesela, yapacağı akitlerin in’ikadı zamanında ve yapmış olduğu mukavelelerin ifası zamanında bu mükellefiyeti yerine getirmek zorundadır. Hatta in’ikada tekaddüm eden safhada da aynı mükellefiyet bahis konusudur. Ayrıca, basiretli bir iş adamı gibi hareket edilmesi, tacirin ticaretine ait tüm faaliyetlerini kapsayan ve şahsına bağlı bir mükellefiyet olması nedeniyle akitlerin yanında, haksız fiillerde veya sebepsiz iktisaplarda da gözetilmesi gereken bir mükellefiyettir.
c) Basiretli İş Adamı, Mücbir Sebep ve Umulmayan Hal
Medeni Kanunumuzda hükme bağlanan bu hüsnüniyet kaidelerine uygun olarak hareket etmek, hukukun tüm alanlarını içine almaktadır. Bu bakımdan Ticaret Hukuku alanında da bu kaidelere uygun olarak hareket etme mükellefiyeti vardır. Dolayısıyla tacirlerin de hakları iktisap ederken subjektif hüsnüniyet kaidelerine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Zaten TTK.md.20./2 hükmündeki hüsnüniyet kavramını da içine alan bir hükümdür. Yalnız tacirlerin göstermesi gerekli bu ihtimam borcu ile Medeni Kanun’da belirtilen ihtimam borcu arasında fark bulunmaktadır. Gerçi her ikisinde de bu ihtimam gösterme borcu objektif ölçülerle ve her olayda ayrı ayrı tesbit edimesi gerekiyorsa da, TTK.md.20/2 hükmünün belirttiği “basiretli bir iş adamı gibi hareket” mükellefiyetinde tacir, tacir olmayanlara nazaran vasatın üstünde bir ihtimamı göstermek zorundadır. Başka bir deyişle, tacir olmayanlardan hakları iktisap ederken vasat bir şahsın göstermesi gereken ihtimam kadar özen göstermesi beklenirken, tacirden kendisiyle aynı konuda ticari faaliyette bulunan tedbirli ve muktedir bir tacirin benzer durumlarda göstereceği ihtimam objektif ölçü olarak nazara alınacaktır. Yani basiretli iş adamı kavramı iyiniyeti de içine almakla birlikte, iyiniyetten de öte tedbirli bir hareketi, vasat bir şahıstan daha fazla özen gösterme gereğini, ticari hayatın gereklerini ve teamüllerini iyi bilmeyi ve gelecekteki şartları tahmini de ifade etmektedir. Kısacası tacir, bir akdin in’ikadında ve iflasında ve ticari mahiyetteki bütün faaliyetlerinde bu hususları gözönüne alarak hareket etmek zorundadır. Mesela, müteahhit yapımını yüklendiği bir inşaatta kullanacağı kum ve çakıl gibi malzemelerin nerelerde bulunduğunu, nasıl temin edilebileceğini, bunların niteliklerini araştırmadan akit yapar ve uzak yerlerden söz konusu bu malzemeleri getirmek zorunda kalırsa, burada meydana gelebilecek olan zarar ve masrafları isteyemez. Zira bu malzemelerin bulunduğu yerin uzak olduğunu veya fiyatlarını akdi yaparken bilmediğini ileri sürerek subjektif iyiniyet iddiasında bulunamaz. Yukarda da açıkladığımız üzere, müteahhit akdin in’ikadı safhasında ve hatta buna tekaddüm eden müzakere safhasında dahi basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olup, akdi yapmadan önce bu hususları araştırmak ve buna göre yükümlülük altına girmek zorundadır. Aksi halde basiretsizliğinin sonucuna katlanması ve bundan dolayı ilave masraf ve zararlarını istememesi gerekmektedir. Görülüyor ki, TTK.md.20/2 hükmü, MK.md.3 hükmünü tacirler aleyhine ağırlaştırmaktadır. Bunun sonucu olarak basiretli bir iş adamı gibi hareket etmeyen iyiniyet iddiası da dinlenmez. İyiniyet, basiretli bir işadamı gibi hareket etmenin de gereğidir.
Subjektif hüsnüniyetin varlığı için ilk unsur hakkın geçerli olarak doğumuna ve sonuçlarını meydana getirmesine engel olan bir durumun varlığı konusundaki bilgisizlik veya yanlış bilgidir. Bir hakkı iktisap eden şahıs hakkın doğumuna engel olan hususu bilmemesi veya yanlış bilmesi mazur görülebilecek bir bilgisizlik ise onun iyiniyeti korunur. Fakat tacir, hakları iktisap ederken ve mükellefiyetler altına girerken tacir olmayan şahıslara nazaran çok daha fazla tedbirli olmak ve ticari hayatı gereklerini bilmek ve araştırmak zorunda olduğundan, araştırmadığı bir hususu bilmediği gerekçesiyle hüsnüniyetli davrandığını iddia etmesine TTK.md.20/2 hükmü mani teşkil etmektedir. Buna karşılık tacir olmayanların ticari hayatın gereklerini bilmesi ve araştırması beklenemez. Böyle bir hususu yanlış bilmesi veya bilmemesi onun hüsnüniyetinin korunmasına mani değildir.
d) Akdin İfasında Basiretli İş Adamı Gibi Davranmak
i) Akdin İfası
Taahhüt edilen edanın yerine getirilmesi şeklinde tarif edilebilen ifa, akdin gayesidir. İfa ile borçlu borcundan kurtulur. Ancak ifanın borcu sona erdirebilmesi için borç ilişkisinden doğmuş bütün borçların ifa edilmesi gerelidir. İfanın konusu edadan ibarettir. Eda nasıl bir borcun konusunu teşkil ediyorsa, ifanın da konusu olmaktadır. Yani borçlu neyi borçlanmışsa onu ifa etmelidir. O halde borçlu kaide olarak alacaklısına borçlandığı şeyden başka birşey vererek borcundan kurtulamaz. Prensip bu olmakla beraber, bunun iki istisnası vardır. Bunlardan birincisi asıl edanın yerini tutann bir şeyi ifa, ikincisi ise, asıl edayı hedef tutan bir şeyle ifadır.
e) Akdin İn’ikadında ve Müzakere Safhasında Basiretli İş Adamı
Gibi Hareket Mükellefiyeti
....
Demek oluyor ki, “basiretli bir iş adamı gibi davranma mükellefiyeti” tacire akdin in’ikadında ve buna tekaddüm eden müzakere safhasında dahi, tedbirli, ileriyi gören bir tacir gibi hareket etme mecburiyetini yüklemektedir.Tacir hukuki muameleye girişmeden önce, tahhütte bulunacağı borcunu nasıl ve ne şekilde yerine getireceğini araştırmak zorundadır. En azından bunu makul bir şekilde tahmin ederek hareket etmelidir. Kısaca ifade edersek tacir bir muameleye giriştiği anda piyasanın hal ve istikbal durumunu göz önünde tutması lazımdır. Tacirin bu safhalarda göstermesi gereken ihtimam vecibesi yine objektif ölçülere göre ve giriştiği muamelenin özelliği dikkate alınarak tesbit edilmesi dikkate alınarak tesbit edilmesi gereklidir. Mesela, basiretli bir tacir, vermeyi taahhüt edeceği malın piyasada bulunup bulunmadığını ithal edecekse, ithal müşkülatının bulunup bulunmadığını, taahhüt altına girmeden önce araştırmak ve bilmek zorundadır. Hiçbir araştırma yapmaksızın ve tacir sıfatı dolayısıyla bilmesi gereken hususları bilmeden veya bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. Bunun yanında, ithal edeceği bir malı teslim etmek taahhüdünde bulunan bir tacir de, teslim süresini peşinen göz önünde tutmak mecburiyetindedir. Bunu göz önünde tutmayan tacir gecikmeden dolayı sorumludur ve akreditif işlemlerinin ve ithalat muamelelerinin uzun süremesini mazeret gösteremez. Ayrıca basiretli bir tacir fiyat yükselmelerini akdi yaparken tahmin etmesi ve ona göre taahhüt altına girmesi lazımdır. Yargıtay kararlarına göre de memleketimizde % 50, bilhassa et taahhütlerinde % 250 bir fiyat artışı tahmin edilmesi normaldir.
Bütün bu misallere ilave olarak, tacir akdin in’ikadı anında ve buna tekaddüm eden müzakere safhasında şu hususlara da dikkat etmek mecburiyetindedir. Tacir;
1- İfa yerinin ve iklim şartlarının ifa üzerindeki tesirlerini,
2- Türkiye’deki bürokratik durumu ve ithal edilen malların piyasada bulunmaması ihtimalini,
3- Taahhütte bulunacağı malın piyasada satılıp satılmadığını, imal edilip edilmeyeceğini, taahhüt altına girmeden önce dikkati nazara alması gereklidir.
Basiretli Tacir – Objektif Ölçü
(13.HD. 16.04.1996, 3653 E. / 3920 K.)
“Objektif ölçü, söz konusu tacirin, ticaretinin özelliği gözöünde tutularak, tedbirli ve ileriyi makul ve mutad bir oranda gören bir tacirin davranışı olacaktır. Uygulamada bir olgu olarak ekonomiye etki yapan enflasyon için hükümetçe alınacak tedbirleri önceden tehmin etmeme, basireti bir iş adamı gibi davranma mükellefiyetine aykırılıktır.”
...
SONUÇ
Basiretli bir iş adamı gibi hareket, tacirin gerek hukuki gerekse fiili muamelelerde göstermesi gereken dikkat, ihtimam, tedbir ve ölçülü hareket demektir. Bunların tesbitinde ise objektif ölçüler kullanmak gereklidir. Bu ölçüde vasat bir tacirin benzer durumlarda ticaretinin özelliğine göre göstereceği hareket şeklidir. Tacirin bu mükellefiyeti onun ticari mahiyetteki bütün faaliyetleri için söz konusudur.
Tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket mükellefiyeti onun hüsnüniyetli davranmasını da gerektirir. Gerek subjektif hüsnüniyet kaidelerinin ve gerekse objektif hüsnüniyet kaidelerinin tacirlerin tüm muamelelerinde uygulanması Medeni Kanun gereğidir. Ancak tacirler özel ilişkilerinde hüsnüniyet kaidelerine riayetle yetinebildikleri halde, ticari mahiyetteki faaliyetlerinde bu kaidelerin yanında basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek de zorundadır. Yani basiretli bir işadamı gibi hakeret etme mükellefiyeti tacire, tüm hüsnüniyet kaidelerine riayet etmekten daha da fazla bir dikkat, ihtimam ve özen gösterme borcu yanında tedbirli olma borcunu da yüklemektedir.
Tacir olmayanların akdin in’ikadından önceki sorumluluğu; hüsnüniyet kaidelerine göre hareket etmek ve karşı tarafın iyiniyetini suistimal etmek gibi mükellefiyetleri ifade ettiği halde tacirin bu mükellefiyetlere ilave olarak basiretli bir iş adamı gibi davranma mükellefiyeti de vardır ve tacir hem akdin in’ikadı zamanında hem de buna tekaddüm eden müzakere safhasında basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Yalnız bu mükellefiyet her olayda ayrı ayrı tesbit edilmelidir.
BK.md.96 hükmünde belirtilen kusur kavramı tacir için daha geniş bir kavramdır. Çünkü, TTK.md.20/2 hükmünün emrettiği mükellefiyet tacirin göstermesi gereken özen ölçüsünü tacir sıfatını haiz olmayanlara nazaran daha da ağırlaştırmaktadır. Gerek BK.md.96 hükmünde ve gerekse BK.md.117 hükmünde belirtilen kusurlu ve kusursuz imkansızlığın sebebi olabilen “mücbir sebep veya umulmayan hal”in tacirler için mevcut olup olmadığını tayin ederken “basiretli iş adamlığı” ölçüsünün büyük önemi vardır. Tacirler için bir mücbir sebebin veya umulmayan halin mevcudiyeti için ifaya mani teşkil eden olayın daha akdin in’ikadı zamanında ve buna tekaddüm eden müzakere safhasında sezilememesi veya tahmin edilememesi gereklidir.
ajansFİKİRTEPE/FİKİRTEPEHABER.com







Bravo derneğe milletin arsasını yıllarca bağlayıp babasının Malıymış gibi hareket eden kendini olduğundan daha büyük bir firmaymış gibi gösteren şirketlere hadlerini bildiren tepkiler verilmelidir.Evet arsa sahiplerinden hatalı olan,doyumsuz olan,fırsatı olan tipler var ama böyle tiplerin mevcut olması formaları dokunulmaz eleştirilemez
Kılmaz.