Uyan Fikirtepe , Kentsel Yozlaşmaya , Rantçılık karşısında Hak Kaybına , Deprem ve Yeşil Çevre Bahanesi ile Mevcut Düzen ve Konumumuzun bozularak buralardan sürülmeye Karşı gelmek için , UYAN !!!
Fikirtepe' de 4 yıl önce başlayan ve bugüne kadar geçen 4 yıllık sürece rağmen bir arpa boyu ilerleyemeyen dönüşümsüzlük hikayesi , entrika ve aldatmacalar ile halka rağmen devam ediyor ..!
Fikirtepede kat karşılığı sözleşme imzalayan firmalar başta olmak üzere piyon ve yardakçıları bugüne kadar işlerine gelen her karar ve duruma alkış tutup kamuoyunu yönlendirmeye çalışmışlardır ve hala çalışıyorlar ...
Ticari menfaat bir tarafa, halkın menfaatini hep ikinci plana iterek bu firmaların çalışmaları ve sözleşme içeriklerindeki yanlışları düzeltmek nedense kimsenin aklından geçirmediği ve hatta kimselere de geçirtilmek istenmediği gibi bir gerçek maalesef ortada durmaktadır.
Fikirtepe ile ilgili , Bakanlığın her aldığı kararlar karşısında firmalar memnunsa bizde hoşnutuz şakşakçıları bir tarafa , firmaların memnuniyetsizliği karşısında halk olarak nedense bizlerde üzülmek ve karşı tavır almak zorunda bırakılıyoruz. Hatta halk olarak bu konuda ciddi manada yönlendirilmek isteniyoruz.
Halkın desteğini alarak firmaların hakkını savunmayı nedense bir vatan müdafası gibi gören bazı menfaatçi emlakçılar ve bu zihniyetle hareket eden bazı sivil toplum kuruluşları , mesele vatandaşın haklarına gelince sus pus olup , teferruat olarak ya da kendi çıkarlarına karşı bir tehlike görmekteler.
Her ne kadar haklı olurlarsa olsunlar , hakkını savunanlar inatçı hatta menfaatçi olarak isimlendirilerek mahalle baskısı yapılmak suretiyle sindirilmek istenmekedir.
Çünkü, hiç bir şekilde hakkını savunmadan, hatta okuma zahmetine bile girmeden firmaların ve yandaşlarının hazırlayıp onların önüne getirip imzalattıkları bir sözleşme metni ve bu metni bilinçsizce okumadan imzalamış adanın çoğunluğu mevcut ...
İlk olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığında yapılan toplantıda ortaya çıkan ve Fikirtepe Haber sitesi aracılığı ile de halkın herkesin iç yüzünün görülmeinin sonrasında ortaya çıkan gerçekler ile bugün bazı ticari firmaların kendi yapıp yönetecekleri ve kar elde edecekleri site içeriğinde bulunan yeşil alanların içerisinde kontrolleri dışındaki bir yapılaşmanın satışlarını etkileyeceği için itiraz etmiş bulunmaktalar ve yine aynı sivil toplum kuruluşları haklı olarak bu firmaların talepleri doğrultusunda halkı yönlendirmek ve halkın adını kullanarak resmi makamlarda girişimlerde bulunmaktalar...
Dün bakanlığın verdiği terk alanlarının hazineye geçeceği ve haklı , haksız taleplerden dolayı da olsa imza atmayan vatandaşların yerleri için acele kamulaştırma yapılacağına alkış tutanlar , bugün ne oldu da feveran ediyor halkı galeyana getirmeye çalışıyorsunuz !?
Acaba firmaların mali yapılarındaki bozukluklar ve sözleşmelerindeki vatandaşın aleyhine olan tek taraflı hazırlanmış dayatma maddeler başta olmak üzere, özellikle ismi geçen 4 firmanın veya diğer firmaların, her hangi bir vatandaşın alacakları bağımsız bölümlerinin bile belirlenip verilmemiş olması haricinde, ruhsatsız satışlarını veya yıkılan bir adada oluşan heyelan sonucu bu heyelana yakın bölgede ki binalarda oturan vatandaşların, firmanın tedbirsizliği ve yetkililerin takipsizliğinden dolayı can derdine düşmüş olmalarını mı keşfettinizde galeyana geldiniz ve halkı getirme derdindesiniz .!?
Fikirtepe ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Derneği
İmza atan veya atmayan tüm Fikirtepeli vatandaşlar üzerinde oynanan oyunları görmezden gelerek firmaların kar hesap sapma nedenlerini sebep yaparak bir yere varılamayacağı ve doğrunun her zaman doğru , yanlışında her zaman yanlış olacağı aşikardır.
Terk alanlarının hazineye veya Çevre ve şehircilik bakanlığına terki resmi olarak her hangi bir farklılık arz etmemekle beraber , bu terk alanlarının ne amaçla kullanılacağının ve değiştirilemez olduğunun tapu kayıtlarına işletilmesi ilk ve temel prensip olmalıdır.
Kanunlara uymayanlar, özellikle firmalar gün gelir o kanunlardan dolayı mağdur oldukları için feveran etmek zorunda kalırlar.
Bakan müsteşarına bazıları tarafından şakşakçılık yapılırken söylediğimiz, terk alanlarının yerel yönetimlerde kalması başta olmak üzere, yukarıda yazdığımız kullanım amaçlarının ve bu amaçlar dışında kullanımının engellenmiş olmasını sağlayacak şerhlerin tapu üzerinde işlenmesi gerekliliği dün nasıl doğru ve gerçekçi ise bugün de aynı şekilde doğru ve çözüme yönelik bir yaklaşımdır.
Bakan Müsteşarını dün alkışlatıp el pençe duranlar bugün neden feveran ediyorlar .!?
İnsanların güvenilir bulmadığı ticari firmalar lehine imza attırılması adına Bakanlık - Firmalar ve Bazı Firma destekli sivil toplum örgütlerinin giriştikleri iş ve güç birliği nedense kendi aralarında oluşan menfaat karşıtlığı veya kaybı durumunda bu tarz apseler ile açığa çıkmaktadır ve çıkacaktır da.
İmzaları % 100 bitmiş hiç bir firma hakkında, her hangi faaliyet veya icratte bulunmamış olmasından dolayı her hangi bir girişim de bulunulmamış olması veya anlaştığı firmaya öncülük edenleri hala alkışlayacak kadar körü körüne destekleyip yardakçılık yapanlar neden farkındalar mı fesih bile yapmadan başka bir firma ile anlaşma ihtiyacı hissetmişlerdir . Bu hissiyatında ötesinde neden kendi düştükleri açmazlara komşularını da yönlendirme zaruriyeti içerisinde kendilerini mecbur görmekteler.
Yerel İdare ,Belediyeler; Kadıköy Belediyesi
Peki Kadıköy Belediyesinin bu konuda dava açma ve kazanma ihtimali varken neden bu yola başvurmuyorlar ..!?
Bugün bakanlığın, mevcut şartlarda olmasa bile 5-10 yıl sonra oluşabilecek farklı bir durum karşısında uğrayacakları zarar ve ziyanı hesaplayarak işe başlamamamaları bir tarfa , almış oldukları diğer adaların tümünde neden her hangi bir icraatte bulunmamaktadırlar.
İmzalarını yarım bıraktıkları adalar içerisinde imza atmak isteyenleri kabul etmeyip bakanlığı ve kanunları vatandaşların aleyhine yönlendirip tehdit aracı olarak kullananlar ve kendi ticari menfaatleri doğrultusunda acele kamulaştırılmasını isteyip bekleyenler de açıkça biliyorlar ki 2/3 gibi acele kamulaştırma da birer korkutma aracı haricinde işlevsizleşmeye mahkum. Aksi takdirde devlet adliyeyi komple Fikirtepeye taşımak zorunda kalacaktır.
Bakanlığın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin özellikle ısrarları sonucu ve gönülsüzde olsa zorla vatandaşlardan kesilen % 25 lik arsa paylarının hazineye bıraktırılması sıkıntının baş sebebidir ve bu görülmedikçe de Fikirtepede sorunlar hiç bir zaman bitmeyecektir.
Belki bugün ruhsatsız olarak satışa çıkıp paraları cebe indirenler her türlü sebep ve nedeni bahane ederek işlerinin ilerlememesi durumunda aşırı sıkıntı yaşamayacak olsalar bile, asıl boşa geçen 4 yılın şahitliğinde ilerde olabilecek farklı zaman kayıpları konusunda, arsa sahibi olan Fikirtepelilerin mağduriyetinin daha da artmasına sebep olacaklardır.
Bugünkü sıkıntının kaynağı olduklarını görmeyenler, her alınan yeni karar sonrası yaptıkları şakşakçılıkla yeni hatalara düşmekte ve milletin üzerinden siyaset ve ticaret yapmaktadırlar. Bu alışkanlıklarından da maalesef Fikirtepeliler haklarının nasıl gasp edilip yarın neler olabileceğini kestiremedikleri için vazgeçmemekteler.
Onun için diyoruz ki ! Uyan Fikirtepe , Kentsel Yozlaşmaya , Rantçılık karşısında Hak Kaybına , Deprem ve Yeşil Çevre Bahanesi ile Mevcut Düzen ve Konumumuzun bozularak buralardan sürülmeye Karşı gelmek için , UYAN !!!
FİKİRTEPENİN SESİ / Fikirtepe Haber







ilgili yazınız için teşekkür ederim. lütfen alıntı yazıyı sitenizde ana sayfaya taşımanızı rica ederim.
filistin tipi kentsel dönüşüm
09 haziran 2014 pazartesi 07:21 | taraf
mimar sinan üniversitesi şehir planlama bölümünden erbatur çavuşoğlu, kentsel dönüşümle vatandaşların mahallelerinden sürgün edilmesini, filistin sorunuyla literatüre giren mekankırım” tanımıyla açıklıyor. kent merkezlerindeki kürtler, aleviler, romanlar mekankırıma uğruyor kentsel dönüşüm tartışmaları geçen hafta, okmeydanının riskli alan ilan edilmesiyle yine alevlendi. deprem diye çıkılan bu yolda rant iddialarından geçilmez oldu. üstelik dönüşüm projeleri neden daha çok tarlabaşı, sulukule gibi makbul olmayan” vatandaşların oturduğu yerlerden uygulanıyordu? mahalleyle birlikte, orada yaşayanların yaşam standardını iyileştirmenin bir yolu yok muydu? tüm bu soruları, kentsel dönüşüm yapılan mahallelerde yıllardır çalışan yrd. doç. dr. erbatur çavuşoğluna sorduk.
devamı var