İSTANBUL İÇİN KENTSEL ESTETİK VE MEKÂNSAL AYRIŞMA UYARISI

İSTANBUL İÇİN KENTSEL ESTETİK VE MEKÂNSAL AYRIŞMA UYARISI
 Çevrebilimci ve kentleşme uzmanı Emrah Akyüz, son akademik çalışması olan “Kentsel Estetik: İstanbul ve Edinburgh Örneğiˮ isimli bilimsel araştırması ile İstanbul’u kentsel estetik açıdan ele aldı. Özellikle Ataşehir’in Yeni Çamlıca Bölgesi için önemli uyarılarda bulunan Akyüz, kentin estetik yapısının bozulduğunu ve kentliler arasında mekânsal ayrışmanın hızla arttığını belirtmektedir.

 İngiltere bulunan the University of Leeds'de kentleşme politikaları, çevre sorunları ve enerji konuları üzerine akademik çalışmalar yürüten Emrah Akyüz, “Kentsel Estetik: İstanbul ve Edinburgh Örneğiˮ başlıklı akademik çalışması ile İstanbul’da yaşanan kentsel estetik sorununu ele aldı. Türkiye’nin en büyük kenti olan İstanbul’un kentsel estetik açıdan giderek daha fazla çirkin bir görüntüye sahip olduğunu çalışmasında belirten Akyüz, başarısız kentlleşme politikalarınnı devam etmesi durumunda kentin sahip olduğu tarihi ve kültürel silüet yok olma aşamasına gelebileceğeini belirtti.

İstanbul, başta Roma ve Osmanlı imparatorluğu olmak üzere farklı medeniyetlere, imparatorluklara ve kültürlere başkentlik yapmış bir kent olarak önemli tarihi ve kültürel değerlere sahiptir.  Haydarpaşa Garı, Galata Kulesi, Ayasofya Müzesi, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Cami, Rumeli Hisarı ve Kız Kulesi İstanbul’un sahip olduğu önemli kültürel ve tarihi miraslardan en önemlilerini oluşturmaktadır. Yanlış kentsel politikalardan dolayı İstanbul’un sahip olduğu bu kültürel ve tarihi mirasların lüks rezidansların ya da modern konutların gölgesi altında kaldığını dile getiren Akyüz, bu durumun kentin tarihi silüetini bozarak kentsel estetik açıdan çirkin bir kent görüntüsünün ortaya çıkmasını hızlandırdığını belirtmektedir. Sultanahmet Cami’nin silüetinin yanı başında yükselen gökdelenlerin neden olduğu silüet sorunu çalışmasında eleştiren Akyüz, bu ve buna benzer olayların İstanbul’un kentsel estetik açıdan geldiği tehlikeli boyutları gösterdiğini açıklamaktadır. Araştırmacı, tarihi değerlerini koruyamayan şehirlerin kentsel estetik açıdan başarılı olmasının mümkün olmadığı ve İstanbul’unda bu açıdan başarısız kentler listesinde bulunduğunu belirtmektedir.

İstanbul’un kentsel estetik değerini tehdit eden bir diğer önemli etken ise doğal alanların hızla tahrip edilmesidir. Yedi farklı tepe üzerine kurulmuş olan, çok sayıda ormanlık alana sahip, Kınalıada ve Heybeliada gibi doğal güzelliği yüksek adaları bulunan İstanbul, önemli tarihi eserlere sahip olduğu kadar çevresel zenginliği de olan bir kent görünümündedir. Hızla artan nüfusun barınma ve ulaşım gibi ihtiyaçlarını gidermek amacıyla doğal çevrenin hızla tahrip edildiğini belirten Akyüz, bu durumun İstanbul’un doğal güzelliğini tehdit ederek kentsel estetik açıdan zayıf bir görünüme sahip olması sonucunu doğurduğunun altını çizmektedir. İskoçya’nın başkenti olan Edinburgh’un doğal çevreyi koruyarak kentleşmeyi gerçekleştirdiğini belirten Akyüz, bir kentin estetik değerinin yeşil alanlarının sayısı ile doğru orantılı olduğunu açıklamaktadır. İstanbul’un doğal çevreyi korumakta başarısız kaldığını söyleyen araştırmacı, yaşanan sürecin İstanbul’un kentsel estetiğini tahrip ettiğinin altını çizmektedir.

İstanbul’un kentsel estetik sorunun altında yatan bir diğer önemli sebebin ise yaşam alanlarının ekonomik gelir düzeyine göre oluşturulmasının neden olduğu görüntü tezatlığıdır.  Bu görüntü tezatlığını eleştiren Akyüz, gelir düzeyine göre oluşturulan yaşam alanlarının neden olduğu estetik sorununun Ataşehir gibi gelişmekte olan ilçelerde daha çok görüldüğünün altını çizmektedir. Çalışmasında gecekondu tarzı yapıların yoğunlukta olduğu Yeni Çamlıca Mahallesi ile hemen yanı başında inşa edilen gösterişli ve pahalı toplu konutlarının ve alışveriş merkezlerinin oluşturduğu lüks yapıları inceleyen Akyüz, aynı bölge içerisinde birbirinden tamamen farklı iki yaşam alanının sınır sınıra geldiğini ve bu görüntü tezatlığının Ataşehir ilçesinde kentsel estetik açıdan çirkin bir görüntünün ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtmektedir. Araştırmacı, bu durumun aynı zamanda mekânsal ayrışmayı hızlandırarak kent sakinleri arasında başta suç oranlarında artış olmak üzere sosyal dışlanma, gruplaşma, sokak eylemleri gibi çeşitli kentsel sorunları tetikleyeceği uyarısında bulunmaktadır.

Ataşehir’de bulunan Yeni Çamlıca Mahallesi ve Yanı Başında Yükselen Lüks Konutlar

Başta Ataşehir olmak üzere tüm İstanbul genelinde yaşam yerlerinin gelir seviyesine göre oluşturulmasının neden olduğu mekânsal ayrışma tehlikesine vurgu yapan araştırmacı, sağlıklı kentleşmenin doğal ve kültürel değerleri koruyup tüm yurttaşların ortaklaşa yaşayabileceği yaşam alanlarının yaratılması ile mümkün olabileceği belirtmektedir. İstanbul’un doğal, tarihi ve kültürel değerleriyle bütünleşerek kentleşmesi gerektiğini belirten Akyüz, İskoçya’nın başkenti olan Edinburgh’un bunu başarıyla gerçekleştiğinin altını çizmektedir.



Emrah AKYÜZ - Çevrebilimci ve Kentleşme Uzmanı
_____________________________________________
ajansFİKİRTEPE/www.FİKİRTEPEHABER.com

banner23
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.