Fikirtepede Yanar Dönerli Hareketler ..!

FİKİRTEPEDE YANAR DÖNERLİ HAREKETLER ... 933901_616308561727101_1414588855_n Kentsel Dönüşüm Müdürünün dün Fikirtepede yaptığı açıklamalar vatandaşların genelinde olumlu bir sevinç yaşatsa bile var olan bazı belirsizliklerin devamı noktasında vatandaşları tedirgin etmeye devam ediyor. Devlet olarak kesinlikle garantör olmayacaklarını , bu yüzden herkesin çok dikkatli olması ve seçimini yaparken ve firmalarla anlaşırken ince eleyip sık dokumalarını isteyen BABAOĞLU ,anlaşma yapılan firmaların batması durumunda sorumluluğun ve ceremesinin vatandaşlar tarafından çekileceğini açıkça beyan etti. Fikirtepede firmalar ile vatandaşların anlaşmalarını Ticari bir faaliyet olarak gördükleri için kesinlikle müdahil olmayacaklarını ve olamayacaklarını beyan etmesine karşılık doğru veya yanlış ayrımı yapmaksızın her firmayı yapabilir veya her sözleşmeyi doğru ve eksiksiz bir sözleşme gibi kabul ederek insanların istisnalar hariç bilinçsizce imza atarak belirli bir çoğunluğa kavuşmaları akabinde azınlık gibi görerek kamulaştırma baskısı kurması mülkiyet hakları gereği, evrensel insan hakları beyannamesi ve Avrupa insan hakları normları açısından büyük bir çelişki arz etmektedir. Bakanlığın kendi yaptığı kademeli imar içeren plan notlarındaki kademeleri daraltarak 3.60 ve 4.00 emsal ile sınırlandırması insanların ihtiyacı olarak veya ticari bile olsa; Seçme ve özgür yapılaşabilmesinin önünün kapatılması manasına gelmekte olan bu kararlar sayesinde firmaların ve onların yönlendirmeleri ile vatandaşın elinde olan pazarlık imkan ve yapabilirlik gücünün azaltılması manasına gelmektedir. Her ne kadar plan notlarında 6306 sayılı yasaya atıf yapılmış olsa bile plan notlarının bütünlüğüne, ruhuna ve anayasal haklara ters olan yasa maddelerinin firmaların istek ve beklentileri doğrultusunda uygulamaya konmak istenmesi ve vatandaşın özgür seçim ve haklı pazarlık imkanının elinden alınması manasına gelen kademeli imar uygulamasının kaldırılması vatandaşlar tarafından hiç te etik olarak karşılanmamakta hukuki olarak hak arayışlarına gitmesini sağlayarak işlerin daha da içinden çıkılmaz bir hal almasını sağlamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Her ne kadar 6306 sayılı yasa gereği mahkeme yolu vatandaşa uygulamalar yönünden kapatılmış bulunsa bile anayasa ve insan hakları mahkemeleri yolu vatandaşlar için hak arama adına bir seçenek olarak ortada durmaktadır. Devleti ciddi tazminat ödeme noktasına getirebilecek , insanlar açısından sıkıntılı bir süreçle beraber ciddi bir zaman ve ekonomik kayıpların da yaşanmasına yol açabilecek bu tarz hak mahrumiyetleri ve kısıtlamaları yapmak yerine devletin ne kadar doğru bir karar vererek ticari gördüğü sözleşme ve firmalara karışmaması noktasında verdiği imkan ve seçenekleri çoğaltarak vatandaşların tekil veya çoğul kendi seçimlerini yapabilmelerinin önünün açılması gerekmektedir. Sürü psikolojisi mantığı güderek 3 yanarsa geri kalan 2 de yansın veya bireylerin özgür irade ve düşüncelerine ket vurarak 3 kazanırsa geri kalan 2 de kazansın mantık ve yaklaşımıyla bireylerin demokrasi ve serbest piyasa gereği kendi seçim ve kararlarının uygulamalarının önünün kapatılması vatandaşlar tarafından kabul görmemektedir. Hukuken de yanlış bir uygulama olarak görünen bu tarz devletçi baskı oluşturan ancak ticari kayırmacılık gibi gözüken bu uygulama ve yaklaşımdan her ne kadar seçim arefesinde olunsa bile hem Türkiyeye hem de dünyaya örnek oluşturabilecek özgürlükçü bir yaklaşımla uygulama ve çalışmaların yürütülmesi vatandaşlar tarafından beklenmektedir. Sesi çok çıkanın , güçlü olanın değil mazlumun , hakkın , hukukun ve mantıken de doğru olanın yanında olunması , kolaycılığa kaçarak sadece tapu sahibinin hakkı olan aidiyet mantığını ortadan kaldıracak ve seçim malzemesi gibi algılanabilecek çoğulculuk mantığına kaçınılması hakların korunmasında en temel beklentidir. Uygulamalarda ticari firmalardan tarafmış gibi , onların lehine yaklaşım ve karar vericilerden olmak yerine vatandaştan tarafa ağırlığını koyan savunmacı ve koruyucu bir  yaklaşımla; bakanlık tarafından daha önceden de yapılan açıklamalardaki gibi, vatandaşın kendi evini kendisinin yapabilmesinin önünün kapatılmaması  doğru olandır , gerçek ticari olmayan yaklaşım budur ve bu yaklaşımın şeffaflıkla uygulanması ve kararların bu yönde olması vatandaşlar tarafından da beklenmektedir. Bu tarz yaklaşımlar vatandaşın pazarlık gücünü artırıp , hakkını korumasını sağlarken, Kendi imkan ve şeraitleri içerisinde kendi mülkünü kanun ve nizamlar içerisinde yapıp yüksek beton yığınları içerisinde kaybolup gitmektense bütün aile bireyleri ile küçük ama huzur dolu bir evinde yaşamını sürdürebilecektir. Bu şekilde azınlık konumunda kalsa bile kendi mülkleri hakkında söz söyleyebilme ve hak arayabilme cesaret ve becerisini gösteren vatandaşlar sayesinde toplumun genelinin menfaatine yarayacak kazançlar elde edilmesi kaçınılmaz olacak , tüm toplumun huzur ve refahı bu sayede artmış olacaktır. Devlet karlarından vazgeçmeyen ve kazançlarını daha fazla artırmak isteyen Firmalar lehine bir zırh görevi görüyormuş görüntüsü vermemek adına; adilane paylaşımı sağlayacak ve her kesin hakkını koruyup reel piyasada alabileceği değerin altına düşmemesi için serbest piyasa ekonomisinin uygulanmasını sağlamalı ,verdiği ve vereceği teşvik , destek ve göstereceği örnek uygulamalar ile buna katkıda bulunmalıdır. Ticari firmaların yönlendirmesi ve haklarının üstünde kar ve kazanç elde etme istek ve hevesiyle ellerini ovuşturanların belki hoşuna gitmese bile, devletin en azından kendi verdiği tapu ve vergisini altığı vatandaşa karşı bunu bir görev ve eşitlik ilkesi gereği yapması gerekmekte , vatandaşlar tarafından da bu yönde istek ve beklentiler bulunmaktadır. Devlet dönüşümün süratli olması adına sözleşme imzalatan firmalardan özellikle yeterlilik belgesi alarak vatandaşları rahatlatmalı , belli olan projeler üzerinde yer tespitlerinden sonra imzaların atılmasını sağlamalı , iş başlangıcı ve bitirilmesi noktasında sınır ve kriterleri belirleyerek her kesin önünü huzur içerisinde görmesini sağlayarak rahat bir nefes aldırmalı ve bu şekilde toplum içinde oluşabilecek çatışmalarında önüne geçmelidir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki ; Fikirtepede Dönüşüme karşı olan hiç kimse yoktur ve her kes dönüşümün haklılığı noktasında hemfikirdir, ancak Belediye veya tümüne devlet diyebileceğimiz algı ucuna bağladığı havuç görüntüsündeki güya vermiş olduğu imar hakkını kullandırtmayarak Fikirtepelilerin boş yere geçen 3 yılına ve telafisi zor ekonomik kayıplarına  sebep olmuş olmasına karşın her seferinde depremi bir tehdit aracı olarak kullanmaktan geri durmamıştır. Devlet veripte çeşitli sebep ve bahanelerle uygulatamadığı imar hakları ile depremi es geçerken vatandaşın hakkını arama noktasında aynı genişliğide göstermesi , hakların korunmasına destek olması beklenmektedir. Devlet olarak en azından vatandaşın kendi yeri adına aracısız söz sahibi olabilmesini sağlamalıdır... www.fikirtepehaber.com 13.11.2013 / Y. BEKTAŞ_ Fikirtepe Haber

banner23
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner74